2 Haziran 2016 - 03:53
Ahmet Hakan: Özal'a alışmak ile Erdoğan'a alışmak

TURGUT Özal'a karşı sergilenen tam bir tahammülsüzlüktü. Adamcağız Meclis’in oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmişti.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- TURGUT Özal'a karşı sergilenen tam bir tahammülsüzlüktü.

Adamcağız Meclis’in oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmişti.

Müfritler daha ilk dakikasında başladılar mızıklamaya.

“Özal gibi birini Çankaya’da görmek istemiyoruz” diye tutturdular.

Ne yaptı Turgut Özal buna karşı?

“Alışırsınız, alışırsınız” dedi.

Bunun üzerine üzerinde üniforması bulunan bir teğmen, Özal’a telgraf çekti.

Telgrafta söylediği şuydu:

“Alışırsınız dediniz ama ben sizin Cumhurbaşkanlığınıza alışamadım.”

Dikkat!

Özal daha yeni Cumhurbaşkanı olmuştu.

“Kuvvetler ayrı olmamalı, birlik olmalı” diye bir açıklaması yoktu.
Fiili durum yaratmıyordu.
Parlamenter sistemi bekleme odasına almamıştı.
Yüksek yargı organlarının başkanlarının huzurunda Erdal İnönü’ye falan laf saydırmıyordu.
Partisinin kongresine gönderdiği mektup, hazır ol vaziyetinde dinlenmiyordu.

Ve müfritler, işte böyle bir ortamda...

“Sana alışamadık, alışmayacağız” diye tutturmuşlardı.

Tayyip Erdoğan ile Turgut Özal’ın durumu kıyaslandığında diyebiliriz ki...

En müfritler bile çoktan alıştılar Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesine.

Şöyle bir bakalım:

Yüksek yargı Erdoğan’ın etrafında pervane değil mi?
Medyanın yarıdan çok fazlası Erdoğan’ın emrinde değil mi?
Genelkurmay Başkanı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki uyum mükemmel değil mi?
Üniversiteler Erdoğan’a her daim kırmızı halı sermiş durumda değil mi?
Yargının en duyarlı olduğu konu, Erdoğan’a yapılan hakaretler değil mi?
İş dünyasından gık çıkıyor mu?
Geride bırakması gereken partisi, “Bizim parti Tayyip’in partisi” demiyor mu?

Kısacası...

Bu öyle bir alışma ki...

“Alışma” kelimesi bile yetmez durumu karşılamaya.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, işte buna rağmen...

Sanki Özal’ın başına gelenler kendi başına gelmiş gibi “Alışacaklar, alışacaklar” diyor.

Bir deyiverin hele...

Alışılacak daha ne kaldı ki?